''Yatırım için geri döndüm''

Birkaç yıl önce İzmir'e göç eden Erzurumlu işadamı Melih Kırkpınar, doğup büyüdüğü kentine yatırım yapmak için geri dönme kararı aldı.

21/05/2016 | 11:56:56

ERKHABER / RÖPORTAJ - Birkaç yıl önce İzmir'e göç eden Erzurumlu işadamı Melih Kırkpınar, doğup büyüdüğü kentine yatırım yapmak için geri dönme kararı aldı.

Sayın Kırkpınar uzun bir aradan sonra yeniden Erzurum’dasınız İzmir’de ciddi işler yaptınız, şimdi Erzurum’a da bir yatırım planlıyorsunuz. Önce biraz İzmir’den bahsedelim İzmir’de ne durumda yaptığınız yatırım bize biraz bilgiler verir misiniz?

İşlerimiz nedeniyle Erzurum’dan belli bir müddet ayrı kaldık. Çünkü İzmir’deki yatırımımızın sürekli başında durmamız gerekiyordu. Erzurum’dan 1-2 yıl ayrı kalırız diye tahmin etmiştik ancak bu 6-7 yılı buldu. Bu zaman içinde de çok şükür hayal ettiğimiz, hedeflediğimiz, planladığımız gibi orada da hayvancılık üzerine iyi bir tesis iyi bir sistem kurduk. Ben her zaman bir şeyi ya yapma ya da adam gibi yap derim. Karakterimde ve mizacımdaher zaman bu vardır. Ortada durmayı sevmem. İzmir’de yatırımı gerçekleştirdikten sonra ilk işim personel ve ekibi toplamak oldu. Onlara hedeflerimi anlattım. Kurduğum tesisi sadece Türkiye değil de Avrupa standartlarının da üzerinde bir hayvancılık işletme tesisi haline getirmekti. Personele hedeflerimi söyledim ve buna ayak uyduracak olanlarla yolumuza devam edelim yoksa şimdiden yolumuzu ayıralım dedik. Bu plan ve projeyle yola çıktık. Buna göre ekibimizi kurduk. İyi ekip oluşturduk. Biliyorsunuz her başarının arkasında iyi bir ekip vardır. Ekibimizde bu yolda her türlü gayreti gösterdiler. 2010’da başladık o tesise 2011’e geldiğimizde daha çok şey yapmam gerektiğini gördüm. Geçen her yılı bir öncekiyle kıyasladık. Avrupa’dan da artık tesisi görmek için randevu talepleri de gelmeye başladı. Bizi Fransa’dan Almanya’dan Amerika’dan yaklaşık 70’e yakın ülkeden üniversite ve sektör bazında ziyarete geldiler. Gelenler hep çok beğendi ve takdir ettiler. Ben Erzurum’da da Süt Ürünleri Birliği’nin Dernek Başkanı’ydım. Bizdeki Avrupa Birliği onaylı belgeli ruhsatlı çiftlikler en az hayvan sayısı olan bin hayvandır. Bunların baktım koskoca yaklaşık 4 bin çalışanı olan İzmir ve Manisa’yı kastediyorum.  150 bin büyükbaş hayvanı olan günlük bin ton süt kapasitesi olan bir sektörün bir derneği yok. Orada da yine iş başa düştü İzmir Tarım İl Müdürüde talep etti. Derneği kurduk. Meslektaşlarımızda derneğin başına bizi getirdi. Böyle yolumuza devam etmeye başladık.

Çiftlikle ilgili bilgi verir misiniz kaç hayvan var?

Çiftliğimizde bin hayvan var. 2015 yılında da 2016 yılında da Altın Çanı bizim çiftliğimiz aldı. Bu tamamen bağımsız İzmir tarım İl Müdürlüğü ve Tarım Bakanlığı’nın kurduğu bir heyet karar veriyor. Biz de iki yıl üst üste birinci olduk. Bizdeki hayvanlar süt ağırlıklı olan holştayn ırkı hayvanlar. Çünkü onların süt verimi daha yüksek.

Şimdi Erzurum’a dönüş oldu. Erzurum’da daha önce peynir üretimi yapıyordu Melih Kırkpınar, şimdi ne yapacak, nasıl bir tesis hayal ediyor?

Dışarda insan ne kadar uzun bir süre kalırsa Erzurum’daki eksiklikleri daha iyi tespit edebiliyor. Bu 6-7 yıl süren ayrılık benim için bunada çok iyi bir vesile oldu. Ben daha önceki yıllarda 365 günün 360 gününü Erzurum’da geçiren bir insandım. Eksiklikleri gözlemledim. Benim hiçbir zaman için ruhum aklım Erzurum dışına çıkmadı. Bu ruh bu bedenden çıkmadan bu böyle devam edecek. Erzurum’da ben uzun yıllar peynir üreticiliği yaptım. Günlük 140-150 ton koyun sütü alan bir firmaydım. Türkiye’de henüz bunu yakalayan bir firma yok.Bundan sonra da olmayacak. Çünkü bu kadar koyunda kalmadı. Ben Erzurum’da yılda 80 bin 100 bin teneke koyun peyniri imal ediyordum. Ve bunun tamamını da Batı’ya veren ve Erzurum’un deyim yerindeyse Horasan’ın bir mezrasından, Karayazı’nın ve Çat’ın bir mezrasından sütü alıp ta Batı’nın Migros’una, CarrefourSA’sına, Tansaş’ına pazarlayan bir firmaydık. Tabi bunlar Erzurum için büyük bir şans ve avantajdı. Bunu bugün gittiğim her ilçede görüyorum. İlçelere gittiğim zaman sokakta yürüdüğüm zaman bakıyorum etrafımda bir sürü insan toplanmış. Gurur duyuyorum. Allah’a şükrediyorum. Hep şunu söylüyorlar; Sen Erzurum’dayken biz oğlan ve kız evlendirdik, traktör aldık, sapan aldık, arsa aldık nerede o günler. Gerçekten biz bu işi burada 30 yıl yaptık ama Erzurum o dönemde şaha kalkmıştı. Erzurum’da hayvancılık çok güzel bir durumdaydı. Ama ben şimdi bakıyorum cağ kebabını koyununu kuzusunu batıdan getiriyor. Bu Erzurum için çok acı bir olay. Burada Erzurum’a yapılacak en büyük hizmet köylüyü köyünde tutmak. Köylüyü köyünde tutamazsak sadece Erzurum’a yapacağımız 3-5 fabrikayla işyeriyle biz Erzurum’u kalkındıramayız da göçün önüne de geçemeyiz. Her köylüyü köyünde tutarsak Erzurum’u güçlü yapmanın, göçü durdurmanın, kalkındırmanın yolu buradan geçer. Bunun yolu da hayvancılık hayvancılığın yolu da hayvancılığa köylüyü teşvik etmekten geçer. Ben kendimi bir ARGE merkezi olarak görüyorum. Hem vatandaşın mahsulünü, ürününü değerinde almak hem de teşvik etmek gayretindeyiz. Eskiden imalathanelerim ilçelerdeydi. Şimdi bunu merkezde bir yer bakıyorum. Artık mandıra sistemi değil de fabrikasyon sistemi halinde ama tüm ilçelerin sütlerini burada toplayarak Erzurum’a yakışır yeni bir marka oluşturmak gayesindeyiz. Bunun yanı sırada Aşkale’de hem küçükbaş hem de büyükbaş hayvancılığıyla ilgili çalışmalarım var. Bu da ticaretten ziyade örnek teşkil etmek amacıyla. Bizim insanımız için birisi yapacak görerek daha faydalı oluyor. Böyle bir işletme kurarsak bilinçli bir şekilde insanlarımı teşvik edeceğim inşallah.

Erzurum’da süt anlamında köylerdeki durum nedir bununla ilgili bir bilginiz var mı?

Ben biraz öncede dedim Erzurum’dan sadece bedenim ayrıldı. Sürekli takipteyim. Haftada 2-3 kez ilçelerle görüşüp bilgi alırım. Burada büyük bir eksik ve zafiyetin olduğunu gördüm. Benim bıraktığım gibi değil, ondan da çok geriye gitmiş. 30 yıl bu sektörün içinde bulundum hiçbir meslektaşım beni kendine rakip olarak görmedi. Çünkü ben onları hiçbir zaman ezmeye kalkmadım. İnsanların beni kendilerine rakip olarak görmediler. Meslektaşlarımdan da buraya dönmem için talep var. Sen buradayken bir düzen bir sistem vardı diyorlar.Şimdi artık belirsizlik var. Herkes kendi kafasına buyruk. Burada bu işi yapan 1-2 firmayla olmuyor. Herkesi kırmadan incitmeden, ama herkesi de temizliğe, hijyeniğe, kaliteye uygun bir hale getirerek teşvik ederek, burada devletimizinde Erzurum’daki siyasi sivil bürokratında desteğini alarak. Ama amaç şu olmalı köylüyü mağdur etmeden ezmeden, yani bindiğimiz dalı kesmemeliyiz. Batı’da ve yurt dışında kazandığım tecrübeleri bunları Erzurum’a yansıtmak amacım Allah nasip ederse.

Erzurum’da da bu anlamda aslında güzel şeylerde oluyor. Büyükşehir Belediyesi bünyesinde bir tarım birimi daire başkanlığı kuruldu. Yine ciddi teşviklerde var hem TKDK’dan hem de tarım bakanlığından ama Erzurum bunlardan ne ölçüde faydalanıyor. Bu da kocaman bir soru işareti. Batı’daki üreticinin süt üreticisinin hayvan üreticisinin meseleye bakış açısıyla Doğu’daki üreticinin meseleye bakış açısı nedir. Biraz bize bu konuda bilgi verir misiniz?

Ben Mehmet Sekmen’i ismen bilirim, yakinen takip ediyorum. Son 20-30 yılda Erzurum’u bu kadar özümseyen, önemseyen bir belediye başkanı. Biz kendisini takdirle anıyoruz. Sadece şehircilikle ilgili değil tarım ve hayvancılıkla ilgili de bir marka güzel bir etiket güzel bir eser gayreti içindeler. Bunu iyi kullanmak lazım. Başkanın bu konudaki gayretlerini çabalarını da tek başına başarması da mümkün değil. Sektördeki arkadaşlarımın da başkana bilgilerini, deneyimlerini tecrübelerini aktarması lazım. Bu elbirliği ile güç birliği ile olarak başarılacak bir şey. Başkan Erzurum için büyük bir şans. Destek ve teşvikler iyi amabenim dediğim bir şey var. Herşeyi ehline vereceksin. Teşvik vermekle mesele bitmiyor. Kime verdiniz. Alan insan aldığı kredinin, teşviğin, desteğin hakkını verdi mi? Ülke hayvancılığına ne kadar katkı sundu buna bakmak lazım. Ben bu konuda büyük bir eksik ve zafiyet olduğunu görüyorum. Bu Batı’da da var ancak Erzurum’da Doğu’da bunu daha çok görüyorum. Bugün istisnai isimler firmalar, hariç yani bunu bir fırsat ve ganimet bilen insanlar var. Bunların sayısı da yüzde 80’lere varıyor.  Bir ineğin kaç memesi olduğunu bilmeyen birisine sen kalkar, 2 bin 3 bin hayvan projesi desteğini kabul edersen bu ülkeye haksızlık olur. Sen yolda, barajda liyakat ehliyet arıyorsun hayvancılıkta da araman lazım. Bu işin de kendine has bilgisi, birikimi, deneyimi, tecrübesi olması lazım. Dolaysıyla burada Tarım Bakanlığımızın, devletimizin desteği iyi ama ben dağılım şeklini beğenmiyorum o da gördüğüm kadarıyla halen bu kadar devletin destek ve teşvik vermesine rağmen Türkiye ithal eden durumdan kurtulamadı. Çünkü alınan teşvik ve kredilerin yüzde 90’ı amacına uygun kullanamadı. Bu teşvikler işin ehline verilseydi. Biz şimdi ihraç eder duruma gelirdik.

Hemşerilerinizle yeniden buluştunuz. İnşallah güzel bir yatırımın altına da imza atacaksınız. İstihdama katkı sağlayacaksınız. Erzurum’a katmadeğer üreteceksiniz.  Bu anlamda biz sizi bir kaz daha kutluyoruz. Erzurum’dan yükünü tutup gidenlerin geri dönmesine çok alışkın bir şehir değiliz aslında. Giden kültürünü de götürüyor. Giden Erzurumluluğunu da götürüyor. Erzurum Batı’ya göç veriyor, Doğu’dan da çok ciddi göç alıyor. Gelen de kültürüyle geliyor. Bir sıkışmışlık oluşuyor ama siz bu durumun içerisinde yüzümüzü güldüren bir fotoğraf olarak karşımıza çıkıyorsunuz. Son olarak hemşerilerine vermek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Zaman zaman Batı’da da benim rahatsız olduğum ve samimi bulmadığım bir şeyi paylaşmak isterim. İzmir’de de buna çok şahit oldum Erzurum’da da. Bakıyorsunuz adam gelmiş Erzurum’a ben A partisinden B partisinden milletvekili adayıyım. Erzurum’a bir vefa borcum var diyor. Erzurum’a vefa borcu olmak Erzurum’da milletvekili olmaktansa bırak bu vefayı burada oturanlar yapsın. Sen Erzurum’da oturmamışsın, burada yatıp kalkmamışsın, burada elektrik faturası ödememişsin, burada istihdam yapmamışsın, bir şey üretmemişsin sadece kimliğinde Erzurum yazıyor. Erzurum dışında yaşamışsın. Ben bunu samimi bulmuyorum. Erzurum’u sevmek bu şehrin köylüsüyle köylü olmak, çiftçisiyle çiftçi olmak, esnafıyla esnaf olmak demektir. Dolaysıyla çocuklarıma da vasiyetim şudur. Dünyanın neresinde olursanız olun Erzurum’un kedisini köpeğini dahi görüp ayağı kalkmazsanız mahşerde elim yakanızdadır. Bu can bu bedende olduğu müddetçe Erzurum’un örfüne, kültürüne, ananesine, A’dan Z’ye sosyal faaliyetinden tutun ekonomisine katkıda bulunmak için elimden ne geliyorsa bunu yapmaya hazırım. İzmir’de 100 lira kazanmaktansa şu saatten sonra Erzurum’un 10 lirasını tercih ediyorum. 30 yıl bu şehre iyi kötü katkılarımız oldu. Yeniden güzel katkılarımız olursa bizim için ne mutlu ne ala.

 

 

Anahtar Kelimeler:ERZURUM, HABER, ERKHABER, RÖPORTAJ, MELİH, KIRKPINAR
 
 
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Mobil Site

Sondakika

Firma Rehberi

Seri İlanlar

Galeriler

Web Tv

Yazarlar

Üyeler

Neler Oluyor?

İletişim

Künye

Web Master