Şehzâde Mustafa ve Kanuni ile Şehzâde Bâyezid arasında manzum mektuplaşma...

 
 

Fevzi BUDAK

 
  2018-02-02 / 17:15:16
  484 kez okundu

16. yüzyıl siyâsî kudrette olduğu kadar, san'at, şiir, mûsikî ve ilim bakımından da Osmanlı'nın en parlak çağıdır. Sokullu, Barbaros, Turgut Reis gibi devlet adamları, amiraller, Ibni Kemal, Seydi Ali Reis gibi bilginler, Sinan ve Davut ölçülerinde mimarlar, Fuzúlî, Bakî, Hayâlî, Rûhi ve Taşlıcalı Yahya gibi büyük edip ve şairler, hep bu çağda yetişmişlerdir. 622 yıl süren Osmanlı saltanatına bakıldığında, Kanuni nev'i şahsına münhasır özel bir yer alır. Omanlı'da en uzun yaşayan Orhan Bey, en genç ölen ll.Osman, en kısa sürede tahtta kalan V.Murat ve 46 yıl gibi en uzun saltanat süren ve ordunun başında 13 sefere katılarak iki rekoru elinde bulunduran Kanuni' Süleyman'dır "Kanunnâmeleri"yle bilinen ve ismini de kanun yapıcılıktan alan, ayrıca Divan Edebiyatı'mızda en çok gazel yazan üç şair kişiden biri ve "mürettep divan" sahibi hükümdâr- şair yine Kanuni'dir.

 

Kanuni bu yönüyle diğer 35 sultandan farklılık gösterir. "Muhteşem Süleyman" olarak anılan Kanuni Sultan Süleyman döneminde yaşanılan zâferlerle birlikte, bir başka gelişme de, tarihimizde derin tesirler bırakan trajik ve üzüntü veren şehzâde ölümleri gelmekte. Yazıda amaç Osmanlı tarihini anlatmak-sorgulamak değil; şüphesiz o tarihçilerin işi...Yazının başlığına uygun olarak, ''Şehzâde Mustafa'' ve ''şehzâde Bâyezid''in hâzin ölümlerinin edebiyatımızda ve şiirimizde yer alış biçimine ve örneklerine kısaca değinelim istedik. ..

 

Kanuni 28 Ağustos 1553 yılında, Nahçivan Seferi'ne çıkar. Daha önce Anadolu'ya çıkan Rüstem Paşa, Hurrem Sultân'ın talimatlarına uyarak Padişâha, büyük şehzâdesi Mustafa'nın tahtı ele geçirmek için fîrsat kolladığına ilişkin raporlar gönderir. Lâlâ Mustafa Paşa'nında yer aldığı bu komplodan habersiz Şehzâde Mustafa, 6 Eylül günü askerleriyle Konya Ereğlisi'nde orduya katılır; babasının elini öpmek úzere otağa girdiğinde; olağan üstü direnişine rağmen dilsiz cellâtlara boğdurulur. Fizikî rahatsızlığı ve hassasiyeti bulunan en küçuk "Şehzâde Cihângir" ağabeyisinin bu ölüm acısına dayanamaz ve kısa bir süre sonra vefât eder.

 

Yeniçeriler tarafından çok sevilen ve kendisine, Kanuni'den sonra yetenekli bir sultân olarak bakılan Şehzâde Beyâzıd'ın ölümü, cinâyet olarak görülür. Sadrazam Rüstem Paşa hemen azledilir. Bu ölüm, Osmanlı tarihinde derin ve silinmez izler bırakır. Ayrıca devrin büyük şairi Taşlıcalı Yahya'nın "mersiyesi"nde genişce yer alır ve Osmanlı'da şehzâdelerin boğdurulmasında bir ilk olan mersiye, şairin medeni cesâretini gösteren bir belge olarak günümüze kadar gelir. Şair bu mersiyede, Kanuni'yi kandırarak oğullarına kıydıranların, Osman Oğulları'nın şerefine leke sürmek istediklerini belirtmekte ve dönemin şartlarında korkusuzca haykırmakta ve yapılan adaletsizlikten yakınmakta..Îşte o uzun mersiyeden bir bölüm:

 

Medet medet ! bu cihânın yıkıldı bir yanı

Ecel cellatları aldı Mustafa Hanı

 

Tolundu mihr-i cemâli, bozuldu erkânı

Vebale koydular al ile Al Osmanı

 

Getirdi arkasını yere Zâl-ı devri zaman

Vücuduna sitem-i Rüstem ile erdi zebân

 

Döküldü göz yaşı yıldızları çoğaldı figân

Dem-i memâtı kıyâmet gününde oldu nişân

 

Yalancının kuru buhtânı buğz-ı pinhânı

Akıttı yaşımızı yaktı nâr ı hicrânı

 

O cân-ı alemiyân oldu hak ile yeksân

Diri kala ne revâdîr fesâd eden şeytân

 

Nesim-i subhl gibi yerde koyma âhımızı

Hakaret eyledile nesl-i pâdişâhımızı

 

Hayât-ı Bakîyeye erdi rûhu ey Yahya

Şefii rû h-i Muhammed refik-i Zât-i Hudâ

 

İlâhî, cennet-i firdevs ana durağ olsun

Nizâm-ı âlem olan pâdişâh sağ olsun

 

Hurrem Sultân'ın ölümünden sonra, hayattakı iki oğlunun Bâyezid ile Sarı Selim'in, (Tahta geçtikten sonra ll. Selim adını alır) iki şehzâdenin kavgasına şâhit olan Kanuni, Konya savaşında Selim'e yenilerek Amasya'ya çekilen Bâyezid'e çephe alır. Asi oğlunu tepelemek için harekâta geçer. Bâyezid ise, yanındaki askerlerle İran Şahî Tahmasb'a sığınır. Bâyezid Edebiyatımızda çokça örnekleri görülen ve hükümdarlar arasında da sıkça baş vurulan "Manzum Mektup" denilen şiirsel ve duygusal bir dil ile babası Kanuni'den bağışlanmasını ve affedilmesini ister. Kanuni aynı üslûp ve ölçü ile kendisini affedeceğine ait cevap verir. Güzel ama, hüzünlü örnek oluşturan "Manzum Mektup"tan bir bölüm ve Şehzâde Bâyezid'in, yakarış ve seslenişi...

 

Ey serâser âleme sultân Süleyman'ım baba

Tende cânım cânımın içinde cânanım baba

Bâyezid'ine kıyar mısın benim cânım baba

Bî-günâhım Hak bilir devletli sultânım baba.

 

Enbiyâ ser-defteri ya'ni ki Âdem hakkı içün

Hem dahi Mûsî ile Îsî-i Meryem hakk içün

Kâinâtın serveri ol Ruh-ı a'zam hakkı içün

Bî-günâhım Hak bilir devletli sultânım baba

 

Bir nice ma'sûmum olduğun şehâ bilmez misin

Anların kanına girmekden hâzer kılmaz mısın

Yoksa ben kulunla Hak dergâhına varmaz mısın

Bî-günâhım Hak bilir devletli sultânım baba.

 

Haktaâla kim cihânın şâhı itmiştir seni

Öldürüp ben kulunu güldürme şâhım düşmeni

Gözlerim nûri oğullarımdan ayırma beni

Bi-günâhım Hak bilir devletli sultânım baba

 

Kanuni'nin Bâyezid'e cevabı:

 

Ey demâdem mazhâr-ı tuğyânı isyânım oğul

Takmayan boynuna hergiz tavk-ı fermânım oğul

Ben kıyar mıydım sana ey Bâyezîd Hân'ım oğul

Bî-günâhım deme, bâri tevbe kıl cânım oğul.

 

Enbiyâ vü evliyâ ervâh-ı a'zam hakki içün 

Nûh u İbrâhim ü Mûsâ İbni Meryem hakki içün

Hâtem-âsâr-ı nübüvvet Fahr-i Âlem hakki içün

Bî-günâhım deme, bâri tevbe kıl cânım oğul.

 

Âdem adın etmeyen Mecnûna sahrâlar durak 

Kurb-i ta'atden kaçanlar dâ'imâ düşer ırak

Ta'n değildir der isen Vâ hasretâ dârü'l-firâk

Bî-günâhım deme, bâri tevbe kıl cânım oğul

 

Neş'et-i Hakdır nübüvvet râm olan olur kerîm 

Lâ-tekul üf kavlini inkâr eden kalır yetîm

Tâ'ate isyâna alîmdür Hudâvend-i Kerîm

Bî-günâhım deme, bâri tevbe kıl cânım oğul

 

Tutalım iki elin başdan başa kanda ola 

Sen ki istiğfâr edersin biz de afv etsek n'ola

Bâyezîd'im suçunu bağışlarım gelsen yola

Bî-günâhım deme bâri tevbe kıl cânım oğul.

 

Neticede; Şah Tahmasb'la çeşitli şekillerde anlaşan Kanuni, "Bağışlarım" dediği şehzâdesini bağışlamaz ve şâh tarafından tesilim edilen Bâyezid ve oğulları, İstanbul'dan gönderilenler tarafından "Alamut Kalesi"nin bulundiğu "Kazvin Şehri"nde boğdurulur ve cenazeleri Sivas'a getirilerek gömülür.Talihsiz Şehzâde Bâyezid'in kabri, oğulları Orhan, Osman ve Abdullah ile birlikte; Yukarı Tekke Mezarlığı içindeki camide, Abdulvahabî Gazi Türbesi'nin yer aldığı türbe bölümünde bulunmaktadır.

 

Şehzâdelere rahmet diliyorum.

Anahtar Kelimeler:
 
 
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Mobil Site

Sondakika

Firma Rehberi

Seri İlanlar

Galeriler

Web Tv

Yazarlar

Üyeler

Neler Oluyor?

İletişim

Künye

Web Master